GECE BEKÇİSİ

 

Dünyanın en ünlü tabloları arasında bulunan Rembrandt'ın ''Gece Bekçisi''

isimli eseri, Amsterdam'daki Rijksmuseum'da kendisine ayrılan özel bir

salonda bulunmakta ve her zaman önünde meraklı bir kalabalık yer

almaktadır. Rembrandt'ın bu en ünlü eseri ile ilgili olmak üzere eserin

bulunduğu salona girilmeden önceki odada eserle ilgili ilginç açıklamalar yer

almaktadır.

16. y.y.'ın sonunda İspanya İmparatorluğu'na karşı girişilen uzun ve amansız

bir savaştan sonra, Felemenk'in de aralarında bulunduğu yedi eyaletten

oluşan kuzey Benelüks ülkelerinin birleşik eyaletleri, sonunda

bağımsızlıklarını ilan ederler. Vali Oranje Prensi I. Williem'ın önderliğindeki

Protestan eyaletleri, sonradan Belçika'yı oluşturacak güney bölgelerinden

ayrılarak Felemenk Cumhuriyeti'ni kurarlar. Kanallar boyunca dizilmiş yel

değirmenleri ve dümdüz arazisiyle, bugün Hollanda olarak bilinen bu küçücük

bölge, gittikçe büyüyen bir sömürge imparatorluğunun başkenti ve ticaret

limanı olarak sadece birkaç yıl içinde Avrupa'nın en güçlü ekonomilerinden

birini yaratır. 1605 yılında Leiden'de doğan Rembrandt 1633 yılında

Amsterdam'a gittiğinde şehir ekonomik ve sosyal açıdan kentleşme sürecini

tamamlamış ve sanatçılar da zenginleşen sınıfın siparişlerini karşılamak üzere

kente akmışlardı. Felemenk'in 17.y.y.'daki bu gelişimi Felemenk halkında

güçlü bir ulusal ve kentsel dayanışma bilinci uyandırmıştır. Bu bilinç üyelerin

birbirini koruduğu ve yardımlaştığı tüccar ve zanaatkar dernekleri olarak

nitelenebilecek loncaların kurulmasıyla kendini göstermiştir. Gerçek anlamda

soylu bir aristokrasiye sahip olmayan Felemenk'te, yüksek çevreler,

toplumdaki üstün konumlarını bu en yüksek profesyonel örgütlenmeler yoluyla

kabul ettirmişlerdir. Böyle bir örgütün liderliğini yapmak veya yönetiminde yer

almak bir prestij göstergesiydi ve bu konumdaki insanlar merkezlerinde

sergilenmek üzere pek çok sanatsal işler ve gurup portreleri yaptırırlardı.

Rembrandt'da loncalar, belediye meclisleri ve diğer kentsel örgütlenmeler için

birçok iş yapmıştır: Cerrahlar loncası için yaptığı iki Anatomi Dersi tablosu,

Çuhacılar Loncası üyelerinin grup portresi ve yaptığı tablolar içinde en ünlü

olanı ''Gece Bekçisi'', ressamın bu amaçla yaptığı yapıtlardır.

 

1642'de bitirilen bu grup portresi, Yüzbaşı Frans Banning Cocq ve Teğmen

Willem van Ruytenburch komutasındaki Amsterdam gönüllü şehir

muhafızlarını anlatmaktadır. Şehir muhafızlarının görevi şehri dışarıdan

gelecek saldırılara karşı korumaktı. Bu muhafızların amacı ordununki ile

aynıydı. Ancak böyle bir nişancı birliğine üye olmak para ve mevkii demekti.

Dolayısı ile sadece zengin vatandaşlar üye olabiliyorlardı. Onlar da silahlarını

sağlamak zorundaydılar ve silahları da çok daha pahalı araç gereçlerden

yapılmış olurdu. Silahlarını kendileri sağladıkları için de şanlarına böylesi

daha layıktı. Bu muhafızlara "Klover" denilen tüfekleri kullanmalarından dolayı

"Klovenier" adı verilirdi. Karargah binalarına da "Kloveniersdoelen" denilirdi.

 

 

Başlangıçta sayıları az olan muhafız gruplarının sayıları giderek arttı.

1640'larda Amsterdam'da 12 bölge ve her bölgenin 12 muhafız grubu

vardı..Bir kaptan ve bir teğmen tarafından yönetilen her grup 120 kişiydi.

Kaptan ve teğmen bir konsül tarafından seçilir, genç, yakışıklı ve evlenmemiş

olurlardı. 120 kişi dört bölüme ayrılırdı: Yüksek seviyeli kaptan ve teğmen,

sancak, çavuş, onbaşı. Her muhafız grubunun kendi sancakları ve armaları

vardı.

 

Şehir muhafızlarının resimleri genel olarak Kloveniersdoelen denilen

karargah binalarına asılırdı. 1522 yılından beri, Klovenierler, Swijgh Utrecht

Kulesini karargah binası olarak kullanmaktaydılar. Ancak yeterince büyük

olmayan bu binada, muhafızların günlük yaşamları için gittikçe önemli bir rol

oynayan şenlikler sık sık düzenlendikçe, yer darlığı da kendini açıkça belli

ediyordu. Böylece kulenin arkasındaki açık alanda ek bina inşa edilmesine

karar verildi. Bu ek binanın en önemli bölümü, muhafızların toplantıları için

sonunda büyük bir alana sahip oldukları, ilk katta yer alan büyük salondu.

Uzun duvarların birinde Amsterdam'a bakan altı pencere karşilıklı duvarlarda

da biri büyük diğeri küçük iki şömine vardı.

Klovenierler inşaat ilerlerken, salonun duvarlarının muhafız portreleriyle

dekore edilmesine karar verdiler. Bu, bazı portreleri zaten eski Doelen

binasında asılı bulunan ve yıllardan beri kendi portrelerini yaptırmakta olan

muhafız birlikleri için şaşırtıcı bir fikir değildi. Ne var ki şimdi ilk kez, altı birliğin

tümü için aynı anda resim yapılmasına yetecek büyüklükte alan vardı. İşte

Gece Bekçisi bu şekilde sipariş edilen altı tablodan birisidir.

Bu altı resmin salondaki yerleşim konumu belirlenmek zorundaydı; Kısa

duvarda bulunan küçük şöminenin her bir yanına birer tane, pencerelerin

karşısındaki uzun duvara üç tane ve büyük şöminenin üstüne de bir tane.

Duvarların her birinin konumu diğerlerine göre iyi olmayabilirdi. Bu sorunu da

muhtemelen kura çekerek veya geçit töreninde çizgilerle belirlenen yerlerine

göre ayarlayarak çözmüşlerdir.

Bu grup portresine sadece katılmak isteyen ve portreleri için para ödeyebilen

muhafızlar katılmışlardır. Subaylar açısından pek problem yoktu. Çünkü iyi

ailelerden geliyorlardı ve portre masraflarını kolaylıkla karşılayabilirlerdi. Ne

var ki sıradan askerler için durum farklıydı. Paraları yetmediği için 10-15 kişi

bir araya gelip portre yaptırıyorlardı.

 

Her bir grup portresi -sanatçıların ellerinde başka siparişleri de olduğu ve

çabuk bitebilmesi için- değişik sanatçılara sipariş edildi. Sipariş verilen altı

ressam Joachim von Sandrart, Govert Flink, Rembrandt van Rijn, Nicolaes

Eliasz, Jacob Backer, Bartholomeus van der Helst'di. Zamanın eğilimlerine

göre, ressamların yapacakları resimle ilgili olarak muhafızlara bir ön çalışma

göstermeleri gerekiyordu. Sanatçıların kompozisyonların tasarımında resmin

konulacağı duvarın konumunu, oradaki ışığı ve asılacak olan resimlerin

birbirleri ile uyumunu da göz önünde bulundurmaları gerekiyordu. Ancak bina

dekorasyonu sırasında ressamların topluca çalışması Kuzey Hollanda için pek

sık karşılaşılan bir durum değildi. Kuzey Hollanda protestandı ve protestan

kiliselerde resim yoktu. Bu nedenle Kuzey Hollanda' da büyük dekoratif saray

veya kilise işleri nadir olmuştu ya da hiç üstlenilmemişti. Böylesi bir durumla

daha çok Katolik olan Fransa veya Güney Hollanda' da karşılaşılırdı ve

ressamlarda bu tür sorunları kolayca çözerlerdi.. Bu nedenle Doelen'deki

büyük salonun dekorasyonunda tam bir uyum olduğu söylenemez.

Ressamların kişisel tercihleri dekorasyonun tek bir bütün olarak ele alınmasını

engellemiştir.

Kloveniersdoelen salonu için grup portreleri siparişinin hangi yılda verildiği;

hatta bütün resimlerin aynı anda sipariş edilip edilmediği konusunda bilgimiz

yoktur. Ancak resimlerin aynı anda bitirilmediğini biliyoruz. Tamamlanan ilk

resim 1639'da bitirilen Joachim von Sandrart'ın resmidir. Sonuncusu ise 1645

yılında bitirilen Govert Flick'in resmidir.

Rembrandt van Rijn, Yüzbaşı Frans Banning Cocq'un kumandasındaki birliğin

resmini sipariş almıştır. Resmi için duvarda ayrılan yer, uzun duvarın sol

tarafıdır. Yüzbaşıya, teğmene, iki çavuşa ve de sancaktara ilave olarak 13 düz

muhafız da resme dahil olmak üzere ödeme yapmıştır. Davulcuda resme dahil

olmakla birlikte görevi diğer muhafız elemanları gibi onurlu olmadığından ya

da kiralandığından, portresi için ödeme yapmak zorunda kalmamıştır. Bu 19

portreden sadece 17'si resimde görülebilmektedir. Çünkü iki portrenin yer

aldığı sol şerit 18. y.y.'da tablonun Doelen'den Belediye binasına nakli

sırasında kendisine ayrılan yere küçük geldiği için kesilmiş ve buradaki iki

figürde kaybolmuştur. Tabloda yer alan plakette 18 isim görülmektedir. Grup

portresine dahil olanlar para ödeyenlerdi. Kalan figürler Rembrandt tarafından

hareket etkisi verilmek üzere yerleştirilmişlerdir.

Günümüze ulaşan kaynaklar, Rembrandt'ın resimlediği her milisin kendi

portresi için, tabloda yer aldığı konuma göre, kimisinin biraz fazla; kimisinin

biraz az olmak üzere yaklaşık 100 Florin ödediğini belirtmektedir. O günlerde

muhafız grubu resminde yer almak için 100 Florin normal bir ücretti. Bu

kaynaklarda, 18 muhafız resmedildiği halde, 16 muhafızın para ödediği yer

almaktadır. Yüzbaşı ve teğmen ödemelerini ayrıca yapmış olabilirler ve bu

100 Florinden fazla olabilir. Rembrandt'ın resmindeki iki ana figürün konumu

böylesi bir istisnai ücreti olası kılmaktadır.

1658-59 yıllarında, Rembrandt'ın oğlunun velisinin Rembrandt'ın karısı

ölmeden önceki para durumunu öğrenmek istemesi üzerine iki

Kloveniersdolen muhafızı 1642 yılında Doelen'de grup portresi için

Rembrandt'a ödemiş oldukları para için noter önünde ifade vermişlerdir. Bu

ifade metni şu şekildedir. "Yaklaşık yetmiş yaşındaki kumaşçı Bay Jan

Pietersz geldi ve gerçek hristiyan olarak yemin ederek, ressam Rembrandt

van Rijn tarafından, içlerinde kendisinin de bulunduğu toplam 16 kişiyle birlikte

portrelerinin yapıldığını, şimdi bu resmin Kloveniersdoelen'in büyük salonunda

bulunduğunu ve hafızasında kaldığı kadarıyla, resimde yer alan herkesin,

portredeki konumuna göre biraz fazla veya düşük olmak üzere, ortalama 100

Florin ödeme yaptığını beyan etti." Bu ifadeler, Rembrandt'ın 14 Haziran 1642

tarihinden önceki kazancına da delil teşkil etmekte olup, Gece Bekçisine para

ödenmiş olacağını ve bu nedenle de o tarihten önce tamamlanmış

olabileceğini göstermektedir.

 

Gece Bekçisi ile ilgili en erken anlatım 1650 civarında olup, Banninq Cocq'un

aile albümünde bulunur. Gece Bekçisinin ön eskizi diyebileceğimiz 14.2x18.0

cm boyutlarındaki suluboya bir taslağı Senyor Frans Banning Cocg'un aile

albümünde aşağıdaki metinle birlikte yer almaktadır. "Kloveniersdolen büyük

salonundaki resmin taslağı. Burada genç Purmerend Senyoru bir yüzbaşı

olarak teğmene emirler vermekte, Vlaardingen Senyor'u da beraberindekileri

yürütmekte." Başka bir açıklama bulunmamaktadır. Bu eskiz resmin Sivil

Muhafız Binası salonunda başka sanatçıların yaptığı muhafız alayını

betimleyen altı büyük eserle birlikte asılı olduğu zamanki durumunu

anlatmaktadır.

Rembrandt'ın resminde yer alan muhafızların isimleri kapı girişinde asılı olan

plakette yazılıdır. Hangi ismin kime ait olduğu kısmen bilinmektedir. Yüzbaşı

Frans Banning Cocq sadece şehir muhafızlarının yüzbaşısı değil, aynı

zamanda Purmerend ve Ilpendam Lorduydu. Hukuk okudu, doktora yaptı.

Amsterdam belediye başkanının kızıyla evlendi. Kayınpederinin ölümünden

sonra hızlı bir şekilde şehir yönetiminde söz sahibi oldu. Belediye başkanlığı

yaptı. 1635 yılında Kloveniers I. Bölge muhafız teğmenliğine getirildi. Muhafız

yüzbaşılığı yaptı. Frans Banning Cocq eşinin ailesinden ve kendi kariyerinden

gurur duyuyordu. Bütün bunlarla ilgili resimleri toplayarak, -içinde- Gece

Bekçisi'nin de yer aldığı iki ciltlik bir aile albümü oluşturdu. Teğmen Williem

van Ruytenburch Vlaardingen Lord'uydu. O da ünlü bir Amsterdam ailesinin

kızıyla evlendi. Belediye meclisi üyesi oldu. Sancaktar Jan Visscher

Cornelissen hiç evlenmemişti. Yakışıklı ve güçlü bir adamdı. Sancaktar

olmasının nedeni her zaman bu iş için uygun bir adam bulunmamasıydı.

Resmin sağında yer alan çavuş ise, kumaş tüccarı Rombout Kemp'di. 1646

yılında Van Ruytenburch'un yerine geçerek teğmen oldu. Soldaki çavuş ise,

gene kumaş tüccarı olan Reynier Engelen'di.

Resimle ilgili o zamanki düşünceler hakkında Kloveniersdoelen'in büyük

salonundaki diğer muhafız resimleri üzerine yapılan yorumlardan daha fazla

bilgimiz mevcut değildir. Gece Bekçisi hakkındaki ilk yorum 1678'den sonra;

yani resim yapıldıktan 35 yıl sonra yapılmıştır. Bir zamanlar Rembrandt'ın da

öğrencisi olan Samuel van Hoogstraten, "Resim Okuluna Giriş" adlı kitabında,

Gece Bekçisi ile ilgili olarak, bir ressamın Hollanda'daki muhafız resimlerinde

de sıkça görüldüğü gibi, bir resimde bütün insanları yan yana dizebilmesinin

yeterli olmadığını yazmıştır. 16. yy.da Hollanda'da muhafızların resimlerinin

hepsi bir düzen içinde yan yana gelmiş dik ve sert duruşlu başlar dizisi

şeklinde eşit değerlerden ibarettir. Bu tarzın en aşırı karşıtı Rembrandt'ın

"Gece Bekçisi" tablosunda vermiş olduğu şekildi.

 

Gece Bekçisi kaskatı duran bir grup tablosu değildir. Harekete geçmeye,

komutanın emrini uygulamaya hazır görünen muhafızlar görünmektedir.

Yüzbaşının ileriye doğru uzatılmış eli ve hafifçe aralanmış ağzı onun

konuştuğunu göstermektedir; bunu yaparken, emir almakta olan teğmene

bakmaktadır. Asteğmen sancağı kaldırmakta, komutan emir vermekte ve bir

muhafız silahını doldurmaktadır. Kemer yolunun sağında ve solunda yer alan

figürler konuşmaktadırlar. Kendine çok büyük gelen bir miğfer takan bir

çocuk, sol önde betimlenmiştir. Boş bir barut kabıyla geriye yarım dönük bir

şekilde ileriye doğru uzun adımlarla koşmaktadır. Kırmızı giysili silahını

dolduran bir silahşör çocuğun yanında durmakta, onun sağında, yüzbaşı

tarafından yarı yarıya perdelenmiş, sarkık golf pantolonlu ve miğferi meşe

yaprakları ile süslenmiş, uzun adımlarla sağa doğru yürüyen ve namlusu

yüzbaşı ile teğmen arasından görülen silahını kaldıran bir figür görülmektedir.

Muhafızlar için meşe yaprakları yurttaşlık gücünü simgelemekte olup, meşe

yaprağı atış müsabakasını kazananların bir tür zafer işareti olarak bir yıl

boyunca gümüş zincir üstünde taşıyabilecekleri simgelerdir. Teğmenin

sağında yaşlı bir adam, tüfeğinin çakmağındaki yanmış barutu üflemektedir.

Daha sağda davulcu davulunu çalmakta ve önünde sinmiş olan bir köpeği

ürkütmektedir. Misket tüfeğinin atışının üç aşamasını gösteren kullanım şekli

de resimdeki önemli bir enstantanedir: Kırmızılı adam dolduruyor, yüzbaşının

arkasından ateşleniyor ve kalan barut ise teğmenin sağındaki muhafız

tarafından üflenerek temizleniyor. Miğferli ve şapkalı askerler kılıç ve mızrak

taşımaktadırlar. Pek çok sayıdaki erkek, sağ taraftaki binanın duvarına

mızraklarını yaslamış vaziyette dururken, diğerleri de kemer yolunda ileriye

doğru hamle yapmaktadırlar. Muhafız birliğindeki diğer silahlar mızraklar ve

kalkanlar da açıkça betimlenmektedir. Muhafızlar; muzaffer geçmişlerinin

simgesi olarak resmedilmelerini istediklerinden, Rembrandt'ta eski silahlar,

eski miğferler ve lonca kupası gibi objelere yer vermek sureti ile bir tarih

ressamı gibi davranmıştır kaldı ki kendisinin de eski eşyalara ve tarihi

konulara aşırı bir merakı vardı. Bu konuda olağanüstü bir koleksiyona sahipti.

 

Resimde iki kadın figürü görülmektedir. Altın rengi elbise giyen ilkinin

kemerinde bir para kesesi ve ölü bir tavuk asılı durmaktadır. Ellerini yukarıya

doğru uzatmakta; elinde içki kabı tutmaktadır. İkinci figür hemen hemen birinci

figürün arkasında tamamen gizlenmiş durumdadır. Orduların ve muhafızların

karargah binaları içerisinde muhafızlara hizmet eden az miktarda kadın vardı.

Sosis, bira, yemek ikram ederlerdi. Bu Rembrandt'a ilham vermiş olmalı ki,

kemerinde tavuk taşıyan kızı resmetmiştir. Dahası Rembrandt, oldukça

dahiyane bir şekilde, Klovenierlerin simgesi olan tavuk pençesini de

göstermiştir. Sarı elbiseli kızın kemerinde asılı olan bir tavukla birlikte

pençeleri de açık seçik görülebilmektedir. Kuş pençesinin Hollanda dilindeki

karşılığı da tüfek anlamına gelmektedir; Barok, tam bir alegori ve amblem

çağıdır. Ancak her iki kızın da resim açısından alegorik bir anlama sahip olup

olmadığını söyleyemeyiz. Yaygın olarak yanlış bilinen bir gerçekte resimdeki

kızın Rembrandt'ın karısı Saskia olduğu yönündedir. Henüz ölmüş olan

karısının anısına bu tabloda yer verdiği sanılır. Oysa; Gece Bekçisi bittiği

sırada Saskia hala hayattaydı. Ancak Rembrandt kendisine yakın olan ve

sevdiği kişileri tablolarında model olarak çok sık kullanmıştır.

 

Rembrandt'ın bu resimde herhangi bir olayı betimlemeye yeltendiğini ileri

sürmek için yeterli neden bulunmamaktadır. Muhafızların günlük toplantıları

bütün Amsterdamlılar ve kesinlikle Kloveniersdoelen'e çok yakın bir yerde

oturan Rembrandt tarafından yakından bilinen bir manzaradır. Ancak böylesi

törenlerde ne iki kumandan ne de davulcu hazır bulunur; muhafızlar da tam

rütbeli giysileri ile bu törenlerde yer almazlardı. Bu kompozisyon büyük

olasılıkla Rembrandt'ın muhafız toplantılarına ilişkin anılarından esinlenilerek

oluşturulmuş bir enstantane olmalıdır. Bunu yaparken de, toplantıyı anlamlı bir

olay olarak betimleme fikrini taşımıştır.

Bunun gibi enstantaneler, bayrağın pozisyonu, ellerin havaya kaldırılması,

davulun denenmesi gibi çok sayıda hareket resmedilmiştir. Bütün bu

hareketler grubun sivil muhafız grubu olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı

zamanda, herkes istediğini yapmak sureti ile ve genel görüntüden bağımsız

bir şekilde, her bir birey kendi görevine denk düşen hareketlerle karakterize

edilmektedir. Burada birbirinden farklı bütün bu eylemleri birbirine bağlayan

tek bir sözdür: Yüzbaşının yürüme emrini verdiği an betimlenmiştir. Ne

teğmen henüz bu emri uygulamıştır, ne de diğerleri bunun farkındadır. Bu

anda teğmenin görevi emri uygulamaktadır. Nitekim burada, resmin yapısal

kavramının zor kavranabilen etkisi yatmaktadır. Her bir bireyin toplu hareketin

bir üyesi olduğu, hareketlerini sadece kendi başına yaptığı ve etrafında olup

bitenlere aldırmadığı bir konum seçilmiştir. Emir uygulanmadan önceki an,

ancak bu şekilde açık seçik belirtilebilir. Rembrandt birliğin günlük yaşam

keşmekeşini açık ve ustaca görüntüleme ve aynı zamanda grubu bir arada ve

tek vücut olarak betimleme olanağından yaralanmaktadır. Bu an toparlanma

ve düzene girmedir. Daha ileri bir görüş ise, resmedilen anın, insanların

düzene girmeden önceki durumu bireysel faaliyetlere ilişkin sınırsız özgürlüğe

göz yuman an olduğudur.

 

Rembrandt bu resmin, Kloveniersdoelen'deki salonun uzun duvarının sol

tarafına asılacağını ve resmin sol taraftan doğrudan görünmesinin kısa

duvardaki şöminenin ateşinin ışığı ile engelleneceğini çok iyi biliyordu.

Böylece, bu hususu göz önüne alarak kompozisyonu oluştururken, çavuş

figürünü, arka ve sol tarafına üç figür ekleyerek, resmin tam kenarına değil de,

sol tarafa doğru yerleştirmiştir. Bu kompozisyon efekti, resim daha sonraları

sol taraftan kesildiğinden artık görülememektedir. Bu kompozisyon

yaklaşımının diğer bir belirtisi de, iki ana figür olan yüzbaşı ve teğmenin tam

ortada değil de, resmin hafifçe resmin sağına doğru çizilmiş olmaları ve

böylece resimde ki hareketliliğin daha kuvvetli olarak dışa vurulmasıdır.

 

 

Resimdeki ışıklandırma henüz tam olarak açıklanabilmiş değildir. Teğmenin

ve geri plandaki kadının üzerine yapılan ışık etkilerinin meşaleden çıkan

yapay ışık olmaları mümkündür. Resimde gözler önüne serilen yoğun

ışıklandırma kaynak olarak güneş ışıklarından faydalanıyorsa o zaman grup

bireylerinin tamamen aydınlıkta veya hep birlikte gölgede görünmeleri

gerekirdi. Gölgeler belirli bir yön takip etmezken, ışığın belirgin hale getirdiği

figürler teğmen, kadın ve şuraya buraya dağılmış birkaç yüzden ibarettir.

Yüzbaşının elinin yaratmış olduğu belirgin gölge, resmin başka yerindeki

ışıklandırma düşüncesinin tutarlı olabileceğine inandıracak bir detaydır.

 

 

Renkler belli ve apaçık yan yana konulmuş değil; tek renklilik içinde

vurgulanmış ve ışık parıltılarının etkisiyle esrarlı bir etki yapmaktadırlar.

Belirsizlikler içindeki resim barok özellikler taşımakta ve her şeyi söylemek

istememektedir. Güzellik; artık klasik resimden farklı olarak kavranabilecek bir

belirliliğe sahip olmaktan çok kavranılamaz bir belirsizlik ve gizlilik

içerisindedir. Işık karanlıklar içerisindeki aydınlıkları ortaya çıkarmakta ve ışık

adeta şekiller üzerinde oynamaktadır. İzleyenin gözü tablonun derinliklerine

ve ışığa doğru çekilmekte ve bütün derinlik izleyici tarafından kavranmaktadır.

Bu tabloda elemanlar, tablonun derinliğine doğru ilerlemekte ve dolayısı ile

baroğun derinliğine tasvir ilkesini benimseyen sanatçı, bunu gölgesel

yollardan elde ederek tablonun bütününde bir akış sağlamaktadır. Bunlar,

yatay ve düşeylerden çok, görünmez haldedir ve adeta erimektedirler. Işığın

birleştirici ve saran bir etkisi vardır ve hareket etkisini güçlendirmektedir. Tek

tek kişiler belirsizleştirildiği halde, kavranabilen birkaç figürün enerji ile

görüntüye hakim olduğu görülür. Pırıltılı bir ışıkla aydınlatılan konunun can

alacak noktası, diğer bölümlerden adeta kopmaktadır. Karanlık kesimlere de

ışığın süzülmesi ile ışık, kişileri ve eşyaların çevresini kuşatan parlak birer

çizgi olmaktan kurtulmuş, onları ustalıkla saran bir unsur olmuştur.

 

 

17. y.y.'da muhafızlar görevlerini aşağı yukarı sona erdirdiklerinde, Doelen

binaları giderek kamuya açık toplantılar için kullanılmaya başlandı ve resimler

de bu tür faaliyetlerden zarar gördü. 1715 yılında, resimlerin Belediye

binasına taşınmasına karar verildi. Bu nedenle 75 yıldan fazla asılı kaldığı

Kloveniersdoelen'den, Gece Bekçisi de dahil olmak üzere, altı muhafız resmi

Küçük Askeri Mahkeme Salonuna asıldı. Gece Bekçisi kendisi için ayrılan

yere büyük geldi ve kenarlarından kesilerek küçültüldü. Ziyaretçiler ara sıra

belediye binasına gelerek resimlere baktılar. Aralarında 1871 yılında gelen

İngiliz ressam Sir Joshua Reynolds da bulunuyordu. Kendisi bir Rembrandt

hayranıydı. Seyahat günlüğünde şöyle yazıyordu: ''Benim gerçek düşüncem,

bu son resmin büyük ününü hak ediyor olmasıdır; güçlükle kabul etmeliyim ki,

o resim Rembrandt tarafından yapılmıştır.''

1808 yılında, şehir binası Kral Louis Napoleon'un emriyle bir saray olarak

düzenlendi ve resimler büyük bir bina olan Trippenhuis'e nakledildi. Daha

sonra Kral Napolyon, saraydaki iki odayı müze galerisi haline çevirmeye karar

verdi. Böylece ulusal müzenin ilk adımı da atılmış oldu. Pek çok sayıdaki

resmin yanı sıra, Gece Bekçisi de, bu müzenin bir parçası olarak seçildi.

Napoleon'un iktidardan düşmesinden sonra, saray Kral I. William'a teklif edildi

ve bu iki galerideki resimler de, daha sonra Rijksmuseum ismi verilen

Trippenhuis'e taşındı. 1885 yılında yeni bir müze binası açıldı. Ancak Gece

Bekçisi'nin bulunduğu salondaki cam tavandan geçen ve yerden yansıyan çok

miktardaki gün ışığı, Gece Bekçisi'ni daha karanlık hale getiriyordu. Buna çare

olmak üzere odaya koyu kadife örtü asma çabaları da yeterli olmadı.

 

1905 yılında, eskisinin arkasında ve yandan aydınlatmalı yeni bir Rembrandt

odası yapmaya karar verildi. Bu oda Rembrandt'ın 1906 yılındaki doğum

yıldönümünde büyük bir törenle açıldı. Ne var ki; yerleştirme burada da

doyurucu olmaktan uzaktı ve Gece Bekçisi 1922 yılında gene eski yerine

getirildi.

 

1939'daki savaş tehdidi Gece Bekçisi'nin saklanmasını gerekli kıldı. Boyalı

yüzü dışarıya gelecek şekilde bir silindire sarılarak dört ayrı sığınağa taşındı.

1945 tarihinde, resim Amsterdam'a geri getirildi ve tekrar Rijksmuseum'da

sergilenmeye başlandı.

Bilindiği kadarıyla ''Gece Bekçisi'' adı ilk kez 1808'de kullanıldı. Yüzbaşı

Cocq'un kumandasındaki muhafız kıtası, yapay bir ışık içinde, yer yer loş

karanlığın içinden belirir. Bu karanlık yıllar içerisinde pislik ve bozuşmuş

vernik yüzünden çok daha koyu bir hal almıştır ki bu da gece görüntüsü

vermektedir. Daha önceleri başka isimler kullanılmıştı; ama bunlar isimden

çok açıklamalar şeklindeydi: "Rembrandt'ın Doelen Parçası", "Yürüyüş

Sırasındaki Muhafız Grubu" gibi. Gece Bekçisi'nin ilk belirgin kullanımı 1808

yılında resmin şehir binasından, Trippenhuis'e taşınma yazışmalarında

kullanılmıştır; ancak Ulusal Müzenin 1809'da basılan ilk kataloğunda, resmin

bütün dünyada ''Gece Bekçisi'' olarak tanındığı ifade edilmektedir. Her ne

kadar örneğine rastlanmamışsa da, katalog bu ismin 1808 yılından önce de

kullanılmış olduğunu ileri sürmektedir. Günümüzde bile, resim Rembrandt'ın

elinden çıktığı zamandaki aydınlığa kavuşturulduğu restorasyon sonrasında

bile, Kloveniersdoelen'deki diğer muhafız resimleriyle karşılaştırıldığında, hala

oldukça karanlık gözükmektedir. Bunun sebebi Rembrandt'ın açık ve koyu

renklerle oynayarak, resminde dramatik öğelere yer vermek istemesidir.

 

14 Eylül 1975'de, Gece Bekçisi saldırıya uğradı ve bıçak darbeleri ile birkaç

yerinden yırtıldı. Resmin restorasyonu sırasında yırtıklar tuval bezinden

çekilen ve reçineye konmuş ipliklerle dikildi. Üzerindeki kirlenme; toz ve

birikimlerin kaldırılması yoluyla temizlendi. Boyanın kaybolduğu yerlere boya

dolgusu yapılarak rötuşlandı ve orijinal tuvalin arkasına yeni tuval

yapıştırılarak takviye edildi. Bir yıl süren bütün bu restore çalışmalarından

sonra 3.63x4.37 m boyutlarındaki Gece Bekçisi yeniden Rijksmuseum'da

sergilenmeye başladı.

 

 

Doç. Dr. Ayşe Özel, Eylül, 2001

 

 

Kaynakça:

Hijmans, Willem; Kuiper, Luitsen; Heijn, Annemarie Vels. Rembrandt's

Nightwatch. A.W. Sijthoff: 1978.

Bockemühl, Michael; Rembrandt. Benedikt Taschen, Köln: 1992.

Interesting Information About the Night Watch. Rijksmuseum,

Amsterdam: 1987.

Wölfflin, Heinrich. Sanat Tarihinin Temel Kavramları Remzi Kitabevi,

İstanbul: 1985.

Zuffi, Stefano. Rembrandt. Dost Kitabevi, Ankara: 2000.

Spence David. Rembrandt. Alkım Yayınevi: 2001.